Türkiye Çevre Platformu Temsilciler Meclisi 18-19 Mayıs 2013 Günleri Ankara’da İç Anadolu, Marmara, Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz, Doğu Akdeniz Çevre Platformu temsilcilerinin katılımıyla toplanarak gündemindeki konuları görüşmüş ve aşağıdaki sonuçları kamuoyunun bilgisine sunmaya karar vermiştir.
TÜRÇEP Reyhanlı’da yaşananları şiddetle kınar. Savaş ve terörün en büyük çevre felaketi olduğu bilinciyle, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramını kutladığımız bugün, ölenlere Allahtan rahmet yaralılara acil şifalar dileriz. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması dileğiyle bir kez daha “Savaşa Hayır” diyoruz.
Yeni Anayasa hazırlıklarının yapılmakta olduğu şu günlerde, bugüne kadar Anayasalarda yer alan doğa, çevre ve insan hakları konularındaki kazanımların aynen korunması gerektiğini, Anayasamızın 56. Maddesinde ifadesini bulan herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkımızdan vaz geçmeyeceğimizi vurguluyoruz.
Tabiat Kanunu İzleme Girişimi bileşenlerinden biri olarak, ne yazık ki rantı merkeze alan, tümüyle korumadan uzak bir anlayışla tekrar düzenlenerek Meclis Gündemine getirilen 'Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Yasa Tasarısı'nı koruma anlayışından uzak buluyor ve kabul etmiyoruz.
Bugün TBMM görüşülmekte olan bir torba yasanın içinde ve yasanın 11. maddesinde adeta saklanmış bulunan; geriye dönük olarak da bazı yatırımların ÇED muafiyeti kapsamına alınması hazırlıkları kabul edilemez. Kirli teknoloji yatırımlarını hızlandıracak ve rant ekonomisinin önünü açacak bu tür girişimleri yararlı bulmuyoruz. Tüm yatırımlar ÇED kapsamında ve halkımızın denetiminde olmalıdır.
Özellikle İç Anadolu bölgemizde yeraltı sularının tarımsal sulama amacı ile aşırı kullanılması felaket boyutlarına ulaşmıştır. Çok yakın bir gelecekte bunun geri dönülemez sonuçlarını yaşamamız kaçınılmazdır. Tüm ilgili ve yetkili kuruluşları bu konuda sorumlu davranmaya ve acil önlem almaya davet ediyoruz.
Ülkemizde gerçekleştirileceği söylenen nükleer atık ısı ve fosil yakıt santralları enerjide sorun olan teknolojilerdir. Nükleer atık ısı santralları 1979 yılında temiz kömür de dahil olmak üzere fosil kaynak ve atıklardan elektrik üretim santralları 1990 yılından itibaren merkez kapitalist ülkelerde terk edilmektedir. 1970 den beri bu ülkeler 10 misli daha az enerji tüketen teknolojileri geliştirmişlerdir.
Enerjide çözüm enerjinin etkin kullanımı ve %100 yenilenebilir enerji kullanımıdır.
Bunun önündeki en önemli engel merkez kapitalist ülkelerde sorun olduğu tespit edilen, fosil ve nükleer atık ısı santrallarının, kirli ve aşırı enerji tüketen eski çöp cihaz ve ekipmanın Türkiye gibi ülkelere ihracat kredileriyle aktarılmasıdır.
Türkiye uzun vadeli enerji, ekonomi, ekoloji entegre karar destek modelini kurup merkez kapitalist ülkelerin çöp teknolojilerine müşteri olmamalı ve 2020 yılında % 100 yenilenebilir enerjiye geçmeyi hedeflemelidir.
Bu amaçla ülkemize kirli teknolojilerin imtiyazlı ortaklık statüsünde transferini kolaylaştıran, önünü açan AB ile müzakere sürecinde bloke edilen Enerji Faslı’nın acilen açılmasını talep etmelidir.
TÜRÇEP-TÜRKİYE ÇEVRE PLATFORMU